Alfa feto protein kısaca AFP

AFP (ALFA FETO PROTEİN) YÜKSEKLİĞİ

AFP nedir?
Alfa feto protein kısaca AFP gebelikte anne karnındaki bebeğin karaciğerinde üretilen bir proteindir, erikinlerin kanında bulunan albumin’e benzer bir proteindir. Gebeliğin erken haftalarında yolk sak kesesinde üretilirken sonradan esas üretim yeri karaciğer olur. Anne karnındaki bebekte üretilen AFP’nin görevi bugün için bilinmemektedir. Anne rahmindeki bebeğin karaciğerinde üretilen AFP sadece bebeğin kanına geçmekle kalmaz, bebeği çevreleyen amnion suyuna ve anne kanına da geçer. Bu nedenle anne kanı ile yapılan tahlille değeri ölçülebilir.

AFP testi ne zaman yapılır?
Gebeliğin 16-20 haftaları arasında anne kanında AFP değeri ölçülür, 16-18 haftalar arasında yapılması en idealidir. Bu ölçüm sadece AFP (MSAFP) tahlili yapılarak veya üçlü, dörtlü testler yapılarak yapılabilir. Üçlü ve dörtlü testte ölçülen hormonlardan birisi de AFP’dir. Gebelikte AFP ölçümü bütün hamilelere yapılmalıdır.

AFP testi neden yapılır?
Hamileliğin 16-20 haftaları arasında anne karnındaki AFP düzeyinin değerlendirilmesindeki amaç bebekte olabilecek bazı hastalıkları taramaktır. Bu hastalıklar aşağıda AFP yüksekliğinin nedenleri şeklinde sıralanmıştır. AFP’nin yüksek saptanması bebekte kesin olarak bu hastalıklardan birisinin olduğunu göstermez ancak bu konuda araştırma yapılması için uyarı vermiş olur. Bebekte hastalık var mı kesin olarak belirlemek için ultrason ve bazı diğer tetkikler yapılır.
AFP yüksekliğine bağlı bebekte olabilecek başlıca hastalık nöral tüp defekti (NTD) denilen anomalilerdir. Nöral tüp defekti bebeğin sinir sistemi, beyin ve omurilik dokuları ile ilgili anomalidir. Halk arasında bebeğin sırtında açıklık olması diye adlandırılan spina bifida ve beynin gelişmemesi yani anensefali başlıca nöral tüp defekti anomalileridir. Ülkemizde nöral tüp defekti ortalama 1000 canlı doğumda 3 oranında görülür. Nöral tüp defektleri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Gebelikte folik asit vitamini kullanılmaası bu anomalileri azaltır.

AFP normal değeri nedir? Kaçın üzeri yüksektir?
Anne kanında ölçülen AFP değerleri MoM olarak belirtilir. Bu değerin 2.5 MoM’un üzerinde olması yüksek kabul edilir.

AFP yüksekliğinin nedenleri:
Erişkin bir insanda da (kadın veya erkek) karaciğer tümörü, hepatit, yumurtalık kanseri gibi bazı nedenlerle AFP yükselebilir. Burada bahsedilecek olan AFP yüksekliği gebeliğin 16-20 haftaları arasında anne kanında yapılan AFP ölçümünün yüksek olmasıdır. Anne kanındaki AFP bebekle ilgili çeşitli anomalilere bağlı yükselebilir. Bunlar:
– Nöral tüp defektleri (Açık spina bifida, anessefali, ensefalosel, eksensefali)
– Bebeğin karın duvarında olan anomaliler (Barsakların karnın dışında olması, omfalosel, gastroşizis)
– Bebekte bazı böbrek anomalileri, renal agenezi (böbreğin gelişmemesi)
– Bebeğin idrar yollarında tıkanıklık (üretral obstrüksiyon)
– Bebekte konjenital cilt defektleri ( Epidermolysis bullosa , aplasia cutis)
– Bebeğin akciğerinde kistik adenoid malformasyon
– Fetal tümörler (teratom)
– Oligohidramnios (Bebeğin suyunun az olması)
– Kistik higroma
– Turner sendromu
– Konjenital amputasyon , amniyotik band sendromu
– Bebeğin sindirim sisteminde tıkanıklık: Duodenal atrezi , özefagus atrezisi , konjenital diafragma hernisi

Spina bifida bebeğin omuriliğinde tam birleşememe durumudur. Açık ve kapalı spina bifida şeklinde olabilir. Açık spina bifidada AFP yükselir ancak kapalı spina bifidada AFP yükselmez, bu testle tespit edilemez.

AFP’nin yüksek çıkması durumunda ne yapılır?
Yukarıda belirtildiği gibi AFP yükselmesi bebekte kesin olarak bir hastalık olduğunu göstermez. Bu bir tarama testidir, kesin netice için başka metodlar uygulanır. (AFP değeri hafif yüksek yani 2.5 MoM üzerinde gelmişse tekrar AFP ölçümü yapılabilir, özellikle hafif yüksek değerler tekrar edildiğinde normal çıkabilir.) AFP yüksek çıkmışsa öncelikle ayrıntılı ultrason incelemesi ile buna neden olabilecek nöral tüp defekti, karın duvarı defekti (omfalosel, gastroşizis) gibi anomaliler araştırılır. Bu tür anomaliler ultrason ile yüksek oranda saptanabilir. Ultrasonda bebekte anomali saptanırsa anomalinin ciddiyetine göre aile ile görüşülerek gebeliğin sonlandırılmasına veya devamına karar verilir.
Eğer ayrıntılı ultrason incelemesi ile bebekte bir anomali saptanamaz ise amniyosentez ile bebeğin amniyon suyundan alarak incelemek gerekir. Amnion sıvısında AFP (AFAFP) ve Asetilkolinesteraz (AChE) değerlerine bakılır. Eğer amnion sıvısında AFP ve asetinkolinesteraz değerleri yüksek çıkarsa bebekte %96 oranında açık nöral tüp defekti vardır anlamına gelir. Özellikle küçük nöral tüp defektleri ve küçük ensefaaloseller ultrason ile saptanamayabilir, amnion sıvısı incelenmesi ile saptanabilir. Amnion sıvısında bebekte kromozomal anomali varlığı da araştırılabilir.

AFP testinin güvenilirliği ne kadardır?
Araştırmalar gebelikte anne kanında AFP ölçülmesinin (MSAFP) oldukça güvenilir bir tarama testi olduğunu göstermiştir. Bu test sayesinde açık spina bifida (omurilikte açıklık olması) bulunan bebeklerin %75-90 kadarı, anensefali (beynin gelişmemesi) olan bebeklerin %95 kadarı tespit edilebilmektedir. Bir çalışmada omfolosel olan gebeliklerin %90’ında AFP yüksek saptanmıştır, gastroşizis olan gebeliklerin %100’ünde AFP yüksek saptanmıştır. AFP’nin yüksek olması bebekte kesin bir hastalık olduğu anlamına gelmez, AFP’nin 2.5 MoM üzerinde olması durumunda bebekte bir hastalık olma riski %4.5 kadardır. AFP ne kadar yüksek olursa bu risk o kadar fazla olur.

AFP değerini etkileyebilecek faktörler:
– Gebelik haftası: AFP ölçümü 16-20 hafta arasında yapılabilir ancak en doğru ölçüm için 16-18 haftalar arası idealdir. Hamilelik haftası yanlış hesaplanırsa veya ultrasonla yanlış ölçülürse AFP sonucunu ciddi derecede etkileyebilir. Gebelik haftası gerçekte olduğundan az hesaplanırsa AFP sonucu yüksek gelecektir. Gebelik haftası gerçekte olduğundan fazla hesaplanıra AFP düzeyi yanlışlıkla düşük gelecektir.
– Annenin kilosu: Aşırı kilolu annelerde AFP düşük çıkabilir. Bunu engellemek için her zaman annenin kilosu AFP tetkik istem kağıdına not edilmelidir.
– Annede diyabet (şeker hastalığı) olması: Diyabetik annelerde AFP değeri daha düşük çıkar. Diyabet varsa labaratuara mutlaka bildirilmelidir. Ayrıca diyabetik annelerin bebeklerinde nöral tüp defektine daha sık rastlanır. Bu nedenle annede diyabet varsa AFP sınırı daha düşük (1.5 MoM) alınmalıdır.
– İkiz, üçüz gebeliklerde AFP daha yüksek olur. İkizlerde sınır 4 MoM alınır.
– Siyah ırkta AFP düzeyi daha yüksektir, ancak bu ırkta NTD görülme oranı daha düşüktür.
– Fetusun (bebeğin) ölmesi de AFP düzeyinde yükselmeye neden olur.

Açıklanamayan AFP yüksekliği:
Anne serumunda ve amniyon sıvısında AFP yüksek olmasına rağmen bunu açıklayabilecek hiçbir anomali saptanamaması durumudur. Açıklanamayan AFP yüksekliği durumunda gebelik yine de bazı riskleri beraberinde taşır. Bunlar kromozomal anomali, fetal anomali, IUGR, preterm eylem, EMR, dekolman plasenta, preeklampsi, oligohidramnios gibi risklerdir.

Anensefali ve spina bifida “nöral tüp defektleri”

ANENSEFALİ (BEYNİN OLUŞMAMASI) VE AKRANİ
Anensefali ve spina bifida “nöral tüp defektleri” denen anomali grubunu oluştururlar. Nöral tüp defektleri 1000 doğumda 1-2 oranında görülürler. Bu anomalileri önlemek amacıyla her gebe gebelikten önce başlayarak gebeliğin 3. ayı bitene kadar günde 0.4 mg folik asit denen vitamini kullanmalıdır. Folik asit kullanımı ile nöral tüp defekti görülme sıklığı azalır.

Anensefali kafa tası yani kraniyum’un üst bölümü ve beynin oluşmaması ile karakterize bir anomalidir. Yaklaşık 1000 doğumda 1 görülür. Kafa tası yani kraniumun oluşmamasına akrani veya eksensefali (exensefali) denir. Anensefali ultrasonla genellikle gebeliğin 3. – 4. aylarında kolaylıkla tanınır. Sebebi net olarak bilinmemektedir. Gebeliğin ikinci – üçüncü trimesterlerinde polihidramnios (amnion suyunda artış) %50 oranında gelişir.

Gebeliğin sonlandırılması gerekmektedir. Anensefalik fetusların %75’i ölü doğarlar ve canlı doğan bebeklerin yaşamaları imkansızdır, doğum sırasında canlı olanlar bir kaç saat içinde ölürler.

Anensefali durumunda anne kanında AFP (MS-AFP) düzeyi artar.

Anensefalide olduğu gibi açık spina bifida’da da anne

Tanı:
Anensefalide olduğu gibi açık spina bifida’da da anne kanında MS-AFP düzeyi artar. Kapalı spina bifida da bu artış izlenmez. MS-AFP 16-20 haftalarda tek başına bakılabilir veya üçlü veya dörtlü test MS-AFP yi de içerdiği için bu testlerle birlikte değerlendirilmiş olur. MS-AFP düzeyindeki artış ve ultrason tanıda çok faydalı tetkiklerdir. MS-AFP düzeyi yüksek izlenmesine rağmen ultrasonografide spin bifida izlenememesi durumunda genellikle amniosentez ile alınan amnion sıvısında MS-AFP ve Asetilkolinesteraz (ve kromozom analizi çalışılabilir) düzeyleri bakılarak tanı konmaya çalışılır. Kapalı spina bifida genellikle ultrasonda görülemez, açık spina bifida ise genellikle 3.-4. aydan sonra ultrasonda görülebilir.

EK BİLGİLER:
– Nöral tüp defektli bir bebek sahibi olan annede bunun sornaki gebeliklerde tekrarlama riski yaklaşık %3-4 kadardır. Folik asit kullanıldığında bu risk %1’e iner.
– Nöral tüp defektleri sıklık sırası: Spina bifida, anensefali, ensefalosel
– Embriyonal dönemde nöral tüpün kapanması fertilizasyondan sona 28. günde tamamlanır.
– Nöral tüp defekti riskinin yüksek olduğu kromozomal anomaliler: Trizomi 13, Trizomi 18
– Nöral tüp defekti ile ilişkili sendromlar: Meckel- Grrubel sendromu (ensefalosel), Joubert sendromu, Jarcho-Levin sendromu, Roberts sendromu, HARDE (Hidrosefali, ağrı, retinal displazi, ensefalosel)
– Valproik asit, karbamezapin, kumadin, efavirens, talidomid gibi ilaçlar gebelik sırasında kullanılırsa nöral tüp defektine neden olabilir.
– Gebelik sırasında hipertermi maruziyeti anensefaliye neden olabilmektedir.
– Pregestasyonel diabet olan gebeliklerde nöral tüp defekti riski artmaktadır.

doğumda 1-2 oranında görülürler

Anensefali ve spina bifida “NÖRAL TÜP DEFEKTİ” denen anomali grubunu oluştururlar. Nöral tüp defektleri 1000 doğumda 1-2 oranında görülürler. Bu anomalileri önlemek amacıyla her gebe gebelikten önce başlayarak gebeliğin 3. ayı bitene kadar günde 0.4 mg folik asit denen vitamini kullanmalıdır. Folik asit kullanımı ile nöral tüp defekti görülme sıklığı azalır.

Spina Bifida: Embriyolojik gelişim sırasında sırttaki omurilik sinir dokusunun korunmasını sağlayan omurga kemikleri ve ek dokuların gelişmesindeki sorun nedeniyle omurilik ve çevresindeki zarların dışarıya fıtıklaşması durumudur. Omurga kemikleri ve üzerinde bulunan cilt dokularında açıklık vardır, bu açıklıktan dışarıya omurilik fıtıklaşır. Halk arasında bebeğin belinde açıklık olnası şeklinde tabir edilir.

Doğumsal kusurun derecesine göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Kapalı spina bifida (Okkült form): Sadece omurgada açıklık vardır ve açıklığın üzeri cilt altındaki yumuşak dokular ve cilt ile örtülüdür, vücut dışına fıtıklaşma olmaz. Defektin üzerindeki cildin koruyucu etkisi nedeniyle enfeksiyon riski yoktur ve genelde bebeklerde herhangi bir probleme neden olmaz. Defektin olduğu bölgedeki cilt üzerinde pigmentasyon, çöküntü ve cilt altı lipom bulunabilir.

Açık spina bifida: Burada omuriliğin üzerindeki omurga, cilt altı dokular ve cilt tamamen açıktır ve bu açıkıktan dışarıya omurilik zarı ve omurilik fıtıklaşmıştır. Doğum açık sinir dokularının travmatize olmaması için sezaryen ile önerilir. Açıklık ince meningeal membran ile kaplı olabilir buna meningosel denir. Bu meningosel kesesinin içerisinde sinir dokusu da bulunursa meningomeyelosel denir.

Tedavi ve ameliyat:
Genellikle doğumdan sonra 1-2 gün içerisinde ameliyatla açıklık düzeltilmeye çalışılır. Meningoselde meningomyelosele göre düzeltme ameliyatları daha başarılırdır, ameliyatlara rağmen özellikle meningomyeloselde sekel kalabilir. Açıklığın yeri ve büyüklüğü bebeğin akıbetini etkiler. Ölüm oranı yüksektir ve yarıya yakını 7 yıldan az yaşar. Yaşayanların çoğunda ise felç ve idrar kaçırma, nöbet geçirme gibi problemler izlenir. Hidrosefali de mevcutsa zihinsel gelişim gerikalabilir. Hidrosefali varlığında şant ameliyatı gerekebilir.